Oyunun Amacı Öğretmek mi, Birlikte Olmak mı?

Oyunun Amacı Öğretmek mi, Birlikte Olmak mı?

Ebeveynlik sürecinde çocuğunuzla vakit geçirirken veya çocuğunuz merakla oyuncaklarıyla oynarken kendinizi kimi zaman “Çocuğum bu oyundan ne öğrendi?” sorusunun içerisinde bulabilirsiniz. Birlikte kule yaparken, arabaları sıraya dizerken ya da kağıda karalamalar yaparken zihninizin bir köşesinde bu soru dolaşabilir. Çünkü oyun, çoğu zaman bir araç gibi görülür. Bu nedenle de oyunun öğretmesi, geliştirmesi, katkı sağlaması beklenir.

Ancak bazen durup şunu da sormak gerekir: Oyunun asıl amacı öğretmek mi, yoksa birlikte olmak mı? Gelin, oyunların çocuk gelişimi açısından önemini incelemek için farklı bir bakış açısıyla yani çocukların bakış açısıyla bakalım. 

 

Çocuklar İçin Oyunun Önemi 

Bir ebeveyn olarak oyun, eğlenceli vakit geçirmek veya çocuğunuza yeni beceriler kazandırmak için bir araç olarak değerlendirilebilir. Ancak çocuklar için oyun, planlanmış bir etkinlik değil; onların dili, ifade biçimi ve dünyayı anlama yoludur. Çünkü bir çocuk oyun oynarken sadece eğlenmez. Duygularını düzenler, bedenini tanır ve iletişim kurmayı dener.

UNICEF; oyunu çocukların sosyal, duygusal ve bilişsel gelişiminin temel yapı taşlarından biri olarak tanımlar. Üstelik bu gelişim, özel oyuncaklar ya da uzun süreli aktivitelerle değil; günlük hayatın içine serpilmiş oyun anlarıyla gerçekleşir.

Bir çocuğun oyun sırasında güvende hissetmesi, hata yapabilmesi ve yönlendirilmeden denemesine izin verilmesi, oyunun kendisi kadar değerlidir. Çünkü böyle bir oyun süreci, aslında çocuğa “Şu an olduğum halimle kabul ediliyorum.” mesajını verir.

 

Bir Ebeveyn Olarak Oyun Oynamayı Nasıl Görüyorsunuz? 

Birlikte oyun oynamak, çoğu ebeveyn için karışık duygular barındırabilir. Bir yanda keyifli anlar, diğer yanda zaman baskısı, yapılacaklar listesi ve “Acaba doğru yapıyor muyum?” sorusu… Bu nedenle de oyunlar kimi zaman bir görev gibi görülebilir. 

Ebeveyn olarak oyunların öğretici olması, gelişime katkı sağlaması, hatta verimli geçmesi gerektiğini düşünebilirsiniz. Ancak bu beklenti, farkında olmadan oyunun doğallığını gölgeleyebilir. Oysa çocuğunuz için sizinle oynadığı oyunun en değerli tarafı; ne öğrendiği değil, sizin orada olmanızdır. Telefonun bir kenara bırakıldığı, dikkatin gerçekten paylaşıldığı birkaç dakika bile çocuk için güçlü bir bağ kurma anıdır. CDC (Centers for Disease Control and Prevention)’nin “özel oyun zamanı” olarak tanımladığı bu anlar, çocuğun kendini güvende ve değerli hissetmesini destekler. Peki, özel oyun zamanı nedir?

 

Çocuğunuzla Özel Oyun Zamanı Yaratmak Neden Önemli? 

Özel oyun zamanı; aslında çocuğunuzun davranışlarına odaklanmanız ve güçlü, besleyici bir ilişki kurmanız için bir fırsattır. Üstelik özel oyun zamanı, uzun ve planlı olmak zorunda değildir. Çünkü asıl fark yaratan şey süre değil, niyettir. Günde 10 dakika bile olsa çocuğunuzun oyunu yönlendirdiği ve sizin sadece eşlik ettiğiniz anlar ile ilişkinizi besleyebilirsiniz. 

Ancak bu anlarda oyun oynama yaklaşımınız için şu detaylara dikkat etmenizde fayda var: 

  • Oyunu çocuğunuz seçer. 

  • Kuralları o belirler. 

  • Siz öğretmeye çalışmazsınız.

Çünkü bu yaklaşım, serbest bir alan yaratarak çocuğun “Beni olduğum gibi görüyor.” duygusunu hissetmesini sağlar. Böylece çocuklar daha rahat ve özgüvenli bir şekilde kendilerini ifade edebilir. Unutmayın ki Amerikan Pediatri Akademisi’nin çocuk gelişiminde oyunun rolüne dair paylaştığı çalışmalarda da vurgulandığı gibi oyun sırasında verilen net ve yönlendirici talimatlar, çocuğun kendi yollarını denemesinin önüne geçebilir. 

Bunu en basit haliyle bir oyuncağı ilk kez keşfeden bir çocuğu düşünerek açıklayabiliriz. Oyuncağın nasıl çalıştığını baştan göstermek, çocuğun o oyuncakla ilgili farklı ihtimalleri deneme isteğini azaltabilir. Buna karşılık çocuğa müdahale etmeden oyuncağı kendi kendine keşfetmesine alan açıldığında çocuk neyin nasıl çalıştığını deneme yanılma yoluyla öğrenir. Bu süreçte sadece sonucu değil, yolu da deneyimler. 

 

Oyunlar Sadece Öğretici mi Olmalı? 

Çocuk bakış açısıyla oyun oynamanın öneminden de anlaşıldığı gibi çocuklar için eğlenceli olan oyunlar aynı anda öğretici de olabilir. Çünkü öğrenme, en kalıcı halini güven ve keyif ortamında bulur. Bu nedenle de bir çocuk; baskı hissetmediğinde, merak ettiğinde ve tekrar etmek istediğinde öğrenmeye daha istekli hale gelebilir. 

Örneğin;

  • Kalemle karalama yapmak yazı yazmayı öğretmez, ama eli hazırlar.

  • Blokları üst üste koymak matematik anlatmaz, ama problem çözmeyi destekler.

  • Birlikte oyun hamuruyla oynamak şekilleri öğretmez, ama el gücünü artırır.

Kısacası burada önemli olan, oyuna yüklediğimiz yetişkin beklentileridir. Oyun, çocuğun gözünden bakıldığında zaten yeterince anlamlıdır. 

Ebeveynlikte her anı verimli geçirmek zorunda değilsiniz. Her oyunun bir çıktısı olmak zorunda da değil. Bazen sadece birlikte gülmek, bazen aynı oyunu defalarca oynamak yeterli olur. Çünkü unutmayın ki çocuğunuzla oyun oynarken birlikte olduğunuz anlar, çocuğunuzun hafızasında yer eder. Bu nedenle de çocuğunuz aslında ne öğrendiğinden çok nasıl hissettiğiyle bu anı hatırlar. 

Siz de çocuğunuzla beraber yeni anılar biriktirmek için farklı oyunlar keşfetmek isterseniz “Aktiviteler” sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. 


Kaynak: 

  1. https://www.cdc.gov/parenting-toddlers/communication/special-playtime.html 

  2. https://www.unicef.org/parenting/child-care/playtime-anytime 

  3. https://publications.aap.org/pediatrics/article/142/3/e20182058/38649/The-Power-of-Play-A-Pediatric-Role-in-Enhancing